Newsletter Subscribe
Enter your email address below and subscribe to our newsletter
İran Türklüğü ve İran Türkleri, uzun yıllar boyunca yeterince araştırılmamış konular arasında yer almıştır. Bu alandaki erken dönem dikkat çekici çalışmalardan biri, W. Barthold’un İran’ın tarihî coğrafyasına dair kaleme aldığı eserdir. Her ne kadar dağınık bilgiler içerse de, söz konusu çalışma İran Türklerine ilişkin önemli ipuçları sunmaktadır. Eserin Farsça tercümesi, 1308 Hicrî Şemsî yılında Tahran’da yayımlanmıştır (Kobotarian-Azeroğlu, 2019b: 8).
İran Türklüğü, gerek halk edebiyatı ürünleri gerekse inanç dünyası bakımından Anadolu için tarih boyunca önemli bir kaynak olmuştur. Özellikle Horasan erenlerinin, Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması sürecinde büyük etkisi bulunduğu bilinmektedir (Kobotarian-Azeroğlu, 2019b: 9).
Araştırmamıza konu olan İran ve Güney Azerbaycan ile ilgili çalışmalarda genel olarak, İran içerisinde yaşayan Türklerin sosyo-kültürel ve siyasal yapısı ile İran Türklerinin Kafkasya ve Ortadoğu politikalarına etkisi incelenmiştir.
San’an Azer, İran Türkleri adlı eserinde İran Türklerinin sosyo-kültürel özelliklerini incelemiş ve İran Türklerinin İran’ın ana unsurlarından biri olduğunu vurgulamıştır.
Mehmet Metin Ören, bu eserinde İran Türklerinin hürriyet mücadelesini geniş biçimde ele almıştır. Yazar, İran’ın X. yüzyıldan itibaren Büyük Selçuklularla birlikte tamamen bir Türk yurdu hâline geldiğini belirtmiş; günümüzde Fars hâkimiyetindeki İran Devleti içinde İran Türklerinin özgürlük mücadelesinin canlı biçimde sürdüğünü ifade etmiştir.
Rafael Blaga, İran sınırları içinde yaşayan tüm etnik grupların sosyo-kültürel ve ekonomik özelliklerini ayrıntılı biçimde incelemiştir.
Nesibli, bu eserinde Azerbaycan coğrafyasının 1828 Türkmençay Anlaşması ile bölünme sürecini ve Azerbaycan halkının yeniden bütünleşme arzusunu ele almıştır. Yazar, Azerbaycan coğrafyasının Türk Dünyası’nın merkezinde bulunduğunu, bu nedenle Kuzey Azerbaycan ile Güney Azerbaycan’ın bütünlüğünün Türk Dünyası’nın bütünlüğü anlamına geldiğini vurgulamıştır.
Avrasya Dosyası’nda yayımlanan bu makalede Emre Bayır, Güney Azerbaycan’da yaşayan Türklerin Fars milliyetçiliği karşısındaki direnişini incelemiştir. Bayır, Türklere uygulanan Farslaştırma politikalarının İran Türklerinde millî bilinci artırdığını ortaya koymuştur.
Bu doktora tezinde, 1945-1946 yıllarında İran Azerbaycanı’nda kurulan ve bir yıl yaşayabilen Güney Azerbaycan Millî Hükümeti’nin kuruluş süreci, hedefleri ve ideolojisi incelenmiştir.
Yunus Yılmaz, İran-Azerbaycan ilişkilerini şekillendiren temel unsurun İran Azerbaycanı olduğunu değerlendirmiştir.
Bu yüksek lisans tezinde de İran-Azerbaycan ilişkilerinin ana belirleyicisi olarak İran Azerbaycanı öne çıkarılmıştır.
Hasanlı, 1945-1946 yıllarında kurulan Güney Azerbaycan Millî Hükümeti’nin yaşadığı süreci kapsamlı biçimde incelemiş, bu oluşumun İran Azerbaycanı tarihinin en önemli olaylarından biri olduğunu ifade etmiştir.
Gonca Oğuz Gök, İran-Türkiye ilişkilerini İran Türklerini de dikkate alarak değerlendirmiş; bu ilişkileri şekillendiren temel unsurun Ortadoğu ve Türkistan üzerindeki nüfuz mücadelesi olduğunu vurgulamıştır.
Yaşar Kalafat, İran Türklerinin sosyo-kültürel özelliklerini ayrıntılı biçimde incelemiş ve bu özelliklerin Anadolu Türklerinin kültürel yapısıyla olan benzerliklerini ön plana çıkarmıştır.
Mustafa Balbay, eserinde İran’ın genel özelliklerini ele alırken İran Türklerinin sosyal yapısına da geniş yer vermiştir. Yazar, İran’ın Türkiye’deki yıkıcı ve bölücü faaliyetlere destek verdiğini, İran Türklerine karşı ise asimilasyon politikası uyguladığını belirtmiştir.
Bu doktora tezinde, İran’da Farslar dışındaki milletler, özellikle de Türkler incelenmiştir. Çalışmada 1922’den günümüze kadar İran’daki etnik grupların özgürlük mücadelesi ve millî bilinç düzeyleri ele alınmıştır. Yenisey, İran’da bağımsızlığa en yakın etnik grubun Türkler olduğu tespitinde bulunmuştur.
Osman Özgüdenli, eserinde İran’ın tarihî ve siyasal yapısını geniş çerçevede incelemiştir.
Bu çalışmada İran’ın bölgesel politikaları değerlendirilmiş; İran’ın Ortadoğu ve Avrasya siyasetinde aktif rol oynayan bir ülke olduğu vurgulanmıştır.
Cihat Aydoğmuşoğlu, İran Azerbaycanı’nın en önemli şehirlerinden biri olan Tebriz’in tarihini incelemiş ve Tebriz’in tarihî bir Türk yurdu olduğunu vurgulamıştır.
Bu yüksek lisans tezinde İran Türklerinin, özellikle de İran Azerbaycanı’nda yaşayan Azerbaycan Türklerinin özellikleri ve hürriyet hareketleri incelenmiştir. Özşahin, Güney Azerbaycan’ın Türk Dünyası’nın kara bağlantısının sağlanabileceği tek alan olduğunu belirtmiştir.
Emil Veliyev, İran’ın Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan ile ilişkilerini incelemiş; özellikle İran’ın Azerbaycan ve Ermenistan politikalarının İran Azerbaycanı merkezinde şekillendiğini tespit etmiştir.
Bu yüksek lisans tezinde Azerbaycan Türklerinin tüm temel özellikleri ve İran iç politikası üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Erol, Azerbaycan Türklerinin İran’da her alanda etkin olduğunu ve Farslarla birlikte ülkenin ana unsurlarından birini oluşturduğunu vurgulamıştır.
Ali İpek, bu eserinde günümüzdeki Azerbaycan Cumhuriyeti toprakları ile İran Azerbaycanı’nı birlikte değerlendirmiş ve Azerbaycan tarihine ilişkin kapsamlı bilgiler sunmuştur.
Araz Dergisi’nde yayımlanan makalede Sedat Laçiner, İran’daki etnik grupları ve bu grupların İran Devleti ile ilişkilerini incelemiştir.
Türk Yurdu Dergisi’nde yayımlanan bu makalede Ercan Çitlioğlu, İran’ın genel özelliklerini değerlendirmiştir.
Son dönem tarihî kaynaklara bakıldığında, İran Türklüğü ve Güney Azerbaycan hakkında daha açık ve sistematik bilgilere ulaşmak mümkündür (Kobotarian-Azeroğlu, 2019b: 11). Literatür genel olarak değerlendirildiğinde, İran Türklerinin yalnızca İran’ın iç sosyal yapısında değil; aynı zamanda Kafkasya, Ortadoğu ve Türk Dünyası bağlamında da önemli bir stratejik unsur olduğu anlaşılmaktadır.
Bu çalışmalar; İran Türklerinin tarihî köklerini, kültürel mirasını, siyasi mücadelesini ve bölgesel etkisini ortaya koymakta; Güney Azerbaycan meselesinin yalnızca bir etnik veya kültürel mesele değil, aynı zamanda jeopolitik ve medeniyet eksenli bir konu olduğunu göstermektedir.